Tüm şehir aynı binada yaşıyor: Dünyanın en ilginç kasabası

Alaska’daki Whittier kasabasında yaklaşık 200 kişi, okuldan belediyeye kadar tüm hayatını 196 dairelik tek bir binanın içinde sürdürüyor. Dış dünyayla bağlantı ise günde belirli saatlerde açık olan tek bir tünelden sağlanıyor.

Alışılagelmiş şehir tanımlarını altüst eden bir yer düşünün: Sokakları var ama neredeyse kimse dışarı çıkmıyor, komşular sadece yan dairede değil, aynı binanın içinde yaşıyor, hatta belediye, okul ve hastane de aynı çatının altında. Dünyanın en ilginç yerleşimlerinden biri olarak gösterilen Whittier, yaklaşık 200 kişilik nüfusuyla tüm yaşamını tek bir binaya sığdırmış durumda.

Zorlu coğrafyanın ortasında izole bir kasaba

Whittier, ABD’nin Alaska eyaletinde, sarp dağlar ve buz gibi fiyortlarla çevrili bir noktada yer alıyor. Doğal güzelliği kadar sert iklimiyle de bilinen bu küçük kasaba, yılın büyük bölümünde yoğun kar yağışı ve şiddetli rüzgârlarla mücadele ediyor. Yıllık ortalama kar miktarı 6,7 metreyi bulurken, rüzgâr hızı zaman zaman saatte 128 kilometreye kadar çıkabiliyor. Bu koşullar, Whittier’de hayatın büyük ölçüde kapalı alanlarda sürdürülmesini zorunlu kılıyor.

Dış dünyaya açılan tek kapı: dar bir tünel

Whittier’e ulaşmak başlı başına bir deneyim. Kasabaya giriş, İkinci Dünya Savaşı döneminde inşa edilen tek şeritli bir tünel üzerinden sağlanıyor. Bu tünel, saat başı yön değiştirerek hem gidiş hem geliş trafiğine hizmet veriyor. Akşam 22.30’da kapanan tünel, kapandığında Whittier’in dış dünyayla tüm bağlantısı kesiliyor. Geç kalanlar için tek seçenek, tünel girişinde araçlarında sabahı beklemek.

Bir bina, bir şehir

Kasabanın kalbi sayılan yapı ise Begich Towers. Soğuk Savaş yıllarında bombardımana dayanıklı olacak şekilde tasarlanan bu 14 katlı betonarme bina, tam 196 daireden oluşuyor. Ancak Begich Towers’ı sıradan bir apartmandan ayıran şey, içinde barındırdığı işlevler. Binanın duvarları arasında yalnızca konutlar değil; belediye ofisi, sağlık birimi, okul, postane, küçük bir market, restoran, kitapçı ve bir kilise de bulunuyor.

Whittier’de günlük hayatın temposu, çoğu şehirden oldukça farklı. “Trafik yoğunluğu” denildiğinde akla sokaklar değil, sabah saatlerinde asansör önlerinde oluşan kısa kuyruklar geliyor. Çocuklar okula gitmek için binanın bodrum katından geçen koridorları kullanıyor, ebeveynler dondurucu soğuğa çıkmadan günlük işlerini halledebiliyor. Bazı günler, insanlar terlikleriyle işe gidip geliyor.

Aylarca dışarı çıkmadan yaşamak mümkün

İklim koşulları ve binanın sunduğu olanaklar nedeniyle bazı sakinlerin aylarca binadan dışarı adım atmadığı söyleniyor. Bu kapalı yaşam tarzı, Whittier halkı arasında kendine özgü bir mizah da yaratmış durumda. Üzerinde “Whittier Mahkumu” yazan tişörtler, kasaba sakinlerinin bu izole hayata gülümseyerek yaklaştığını gösteriyor.

Kasaba halkı, Whittier’i “herkesin herkesi tanıdığı büyük ama tuhaf bir aile” olarak tanımlıyor. Yeni gelenler için bu düzen ilk bakışta ürkütücü hatta bir korku filmi sahnesini andırabilir. Ancak burada yaşayanlar için bu yaşam biçimi, doğanın sert şartlarıyla yapılmış sessiz bir anlaşma gibi kabul ediliyor.