Bir dönemin efsanesi Nokia güçlü bir hamleyle geri dönüyor

Bir dönemin cep telefonu devi Nokia, akıllı telefon çöküşünün ardından bu kez yapay zeka, veri merkezleri ve bulut altyapısıyla küresel sahneye güçlü bir dönüş yaptı.

Bir dönemin cep telefonu denildiğinde akla gelen ilk marka olan Nokia, yaşadığı sert düşüşün ardından sessiz ama köklü bir dönüşümle yeniden küresel gündeme girdi. Artık telefonlarla değil; yapay zekâ çağının merkezinde yer alan veri merkezleri, bulut altyapıları ve yüksek hızlı ağ teknolojileriyle rekabet ediyor.

Nokia’nın hafızalara kazınan efsane zil sesi, 2000’li yılların sonunda dijital çağın sembollerinden biri haline gelmişti. 2009 yılında bu melodinin dünya genelinde günde yaklaşık 1,8 milyar kez çaldığı tahmin ediliyordu. İspanyol besteci Francisco Tárrega’nın “Gran Vals” eserinden uyarlanan bu melodi, Nokia’nın cep telefonu pazarındaki liderliğiyle özdeşleşmişti. Ancak bu parlak dönem uzun sürmedi.

Akıllı telefon devrimi ve sert kırılma

2007’de Apple tarafından iPhone’un tanıtılması ve ardından Android ekosisteminin hızla yayılması, Nokia için kritik bir kırılma noktası yarattı. Donanımda güçlü olan şirket, yazılım ve uygulama ekosistemi yarışında geride kaldı. Bir dönemin efsane modeli 3310 ile anılmasına rağmen, akıllı telefon çağında pazar payı hızla eridi. Analistlere göre Nokia’nın en büyük hatası, yazılım stratejisini zamanında dönüştürememesi oldu.

Cep telefonu defterinin kapanışı

Bu sürecin sonunda Nokia, 2014 yılında cihazlar ve servisler birimini Microsoft’a 5,4 milyar avro karşılığında sattı. Satışın gerçekleştiği dönemde şirketin gelirleri, 2007’deki 37,7 milyar avroluk zirveden 10,7 milyar avroya kadar gerilemişti. Bu satış, Nokia’nın cep telefonu dönemini resmen kapattığı an olarak kayda geçti.

Ağ altyapısına stratejik yönelim

Telefon işinden çıkışın ardından şirket, yönünü telekom ağ altyapısına çevirdi. 2013’te Siemens ile yürütülen ağ ortaklığındaki hisselerin satın alınması, Nokia’nın gelirlerinin yaklaşık yüzde 90’ını oluşturan yeni ana faaliyet alanını yarattı. Bu strateji, 2015’te Alcatel-Lucent’ın 15,6 milyar avroya satın alınmasıyla daha da güçlendirildi.

Çinli rakiplerle artan baskı

Ancak ağ altyapısındaki bu yeni dönemde de rekabet sertti. Huawei ve ZTE gibi Çinli üreticiler, güvenlik tartışmalarına rağmen Avrupa’daki büyük operatörlerle önemli sözleşmeler imzaladı. Bu durum Nokia’nın kâr marjlarını baskıladı ve şirketi yeniden strateji güncellemesine itti.

Bulut ve veri merkezleri yeni rota oldu

Bu baskının ardından Nokia, odağını bulut sistemleri, veri merkezleri ve optik ağ teknolojilerine kaydırdı. Şubat ayında optik ağ uzmanı Infinera’yı 2,3 milyar dolara satın alması, bu alandaki iddiasını güçlendirdi. Cambridge University’nden Prof. Shaz Ansari, bu dönüşümü “Nokia’nın başarısız alanlardan hızla çıkıp kaynaklarını yeniden konumlandırabilme becerisi” olarak tanımlıyor.

Yapay zekâ çağı ve Nvidia hamlesi

Nisan ayında göreve başlayan CEO Justin Hotard, Nokia’yı yapay zekâ temelli veri merkezi yatırımlarının merkezine yerleştirmeyi hedefliyor. Şirketin optik sistemleri veri merkezleri arasındaki devasa veri trafiğini taşırken, yönlendirici ürünleri bulut servislerinin omurgasını oluşturuyor. Bu vizyonun en dikkat çekici adımı ise Nvidia’nın Nokia’ya 1 milyar dolarlık yatırım planını açıklaması oldu. Açıklamanın ardından Nokia hisseleri yüzde 25 yükseldi ve şirketin piyasa değeri yaklaşık 32 milyar avroya ulaştı.

Riskler ve temkinli beklenti

Analistler, yapay zekâ yatırımlarının yüksek oynaklık taşıdığına ve Cisco ile Ciena gibi güçlü rakiplerin bulunduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca operatörlerin tek bir tedarikçiye bağımlı kalmak istememesi de önemli bir risk unsuru olarak öne çıkıyor. Nokia yönetimi ise esnekliğin ve yeniden konumlanma kabiliyetinin, şirketin bu yeni dönemdeki en büyük gücü olduğunu vurguluyor.