Avrupa’da yeni dönem: Bulgaristan Euro bölgesine girdi

Bulgaristan’ın euroya geçişi, ekonomik istikrar kadar siyasi istikrar tartışmalarını da beraberinde getirirken, ülkeyi Avrupa’nın merkezine daha sıkı bağlıyor.

1 Ocak 2026 itibarıyla Bulgaristan, resmen Euro Bölgesi’nin 21’inci üyesi oldu. Türkiye’nin komşusu olan ülke için bu adım, 2007’de Avrupa Birliği’ne katılımından bu yana atılan en stratejik hamlelerden biri olarak görülüyor. Sofya yönetimi euroya geçişi ekonomik bir başarı göstergesi olarak sunarken, sokakta ve akademik çevrelerde tartışmalar hız kesmiş değil.

Euroya geçişle birlikte AB üyesi olup ortak para birimini kullanmayan ülke sayısı altıya düştü. İsveç, Polonya, Çekya, Macaristan, Romanya ve Danimarka bu grubun içinde kalırken Bulgaristan, parasal entegrasyonda yeni bir eşiği aşmış oldu. Bulgar hükümeti, bu adımın ülkeyi Avrupa’nın çekirdek karar alma mekanizmalarına daha güçlü şekilde bağlayacağını savunuyor.

Siyasi Mesajı Ekonominin Önüne Geçen Bir Karar

Bulgaristan Başbakanı Rosen Jelyazkov, euroya geçişin yalnızca teknik bir para değişimi olmadığını, aynı zamanda ülkenin Avrupa’daki jeopolitik konumunu pekiştiren stratejik bir tercih olduğunu vurguladı. Aynı çizgide konuşan Christine Lagarde ise bu hamlenin Bulgaristan’ın ekonomik temellerini güçlendireceğini, küresel şoklara karşı dayanıklılığı artıracağını ve ülkenin Euro Bölgesi içindeki söz hakkını büyüteceğini ifade etti.

Ancak bu iyimser tabloyu paylaşmayanlar da var. Bulgar Bilimler Akademisi’nden Prof. Rossitsa Rangelova, euroyu savunan çevrelerin refah artışını neredeyse otomatik bir sonuç gibi sunduğunu, bunun hangi mekanizmalarla gerçekleşeceğinin yeterince anlatılmadığını dile getiriyor.

Rakamlar Ne Söylüyor?

Bulgar Levası, euronun 1999’da piyasaya sürülmesinden bu yana zaten euroya sabitlenmişti. Ülke, 2018’de resmi katılım sürecini başlattı ve 2020’de Avrupa Döviz Kuru Mekanizması’na dahil oldu. Bugün gelinen noktada makroekonomik göstergeler, Euro Bölgesi kriterleriyle uyumlu bir tablo çiziyor. Enflasyon oranı 2022’deki yüzde 13 seviyesinden yaklaşık yüzde 2,8’e kadar gerilemiş durumda. Bütçe açığı yüzde 3, kamu borcu ise yüzde 24 civarında seyrediyor. Bu oranlar, AB’nin mali disiplin kurallarıyla örtüşüyor.

Avrupa Komisyonu’nun projeksiyonları da büyüme tarafında görece olumlu. Bulgaristan ekonomisinin 2026’da yüzde 2,7, 2027’de ise yüzde 2,1 oranında büyümesi bekleniyor. Gözlemciler, euroya geçişin bu performansın bir ödülü niteliği taşıdığını belirtiyor.

Yapısal Sorunlar ve Temkinli Uyarılar

Buna karşın uzmanlar, Bulgaristan’ın hâlâ ciddi yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğuna dikkat çekiyor. Bruegel düşünce kuruluşundan Guntram Wolff, makroekonomik istikrarın sağlandığını ancak gelir düzeyinin AB ortalamasının oldukça gerisinde kaldığını vurguluyor. Konrad Adenauer Vakfı Bulgaristan Ofisi Başkanı Norbert Beckmann da benzer bir noktaya işaret ederek, kişi başına gelirin AB ortalamasının yalnızca yüzde 59’u seviyesinde olduğunu hatırlatıyor.

Uzmanlara göre euroya geçiş sonrası en büyük risk, bütçe disiplininin gevşemesi. Düşük borç seviyeleri şimdilik güven verse de, siyasi baskılarla harcamaların artması halinde Yunanistan benzeri senaryoların hatırlanması gerektiği ifade ediliyor.

Siyasi Belirsizlik En Büyük Tehdit

Ekonomik göstergeler olumlu olsa da Bulgaristan’da siyasi istikrarsızlık ciddi bir risk olarak öne çıkıyor. Ülke, son dört yılda yedi kez sandık başına gitti. Yolsuzluk iddiaları, hükümet krizleri ve sık sık tekrarlanan seçimler, yatırımcı güvenini zayıflatıyor. Euro karşıtı protestolar da toplumun bu konuda ikiye bölündüğünü gösteriyor.

Anketler, Bulgar halkının bir kısmının euroyu yabancı yatırım ve istikrar aracı olarak gördüğünü, diğer kısmının ise fiyat artışları ve para politikası kontrolünün Frankfurt’a geçmesi endişesini taşıdığını ortaya koyuyor. Uzmanlar, bu tartışmaların önümüzdeki dönemde de siyasetin ana başlıklarından biri olmaya devam edeceğini belirtiyor.