10 yılda tablo tersine döndü: Çocuklardan çok köpekler var

İngiltere’de yapılan yeni araştırma, genç çiftler arasında çocuk sahibi olmak yerine köpek sahiplenmenin hızla yaygınlaştığını ortaya koydu. Son 10 yılda köpek sayısı birçok bölgede çocuk sayısını geride bıraktı.

İngiltere’de son on yılda aile yapısı ve yaşam tercihleri üzerine yapılan araştırmalar, toplumsal alışkanlıklarda sessiz ama derin bir değişime işaret ediyor. Yeni veriler, genç çiftler arasında çocuk sahibi olma isteğinin belirgin biçimde azalırken, köpek sahiplenmenin hızla arttığını ortaya koyuyor. Ortaya çıkan tablo, klasik demografik dengelerin yerini farklı bir “aile” tanımına bırakmaya başladığını gösteriyor.

The Times tarafından yapılan kapsamlı analizde, İngiltere genelindeki posta kodu bölgeleri tek tek incelendi. Çalışmanın en çarpıcı sonucu ise bölgelerin yüzde 34’ünde köpek sayısının çocuk sayısını geride bırakmış olması oldu. Uzmanlara göre bu durum, geçici bir eğilim değil; ekonomik, kültürel ve psikolojik birçok faktörün birleşimiyle oluşan kalıcı bir dönüşümün yansıması.

10 YILDA SAYILAR NEREYE GELDİ?

Araştırma verileri, köpek ve çocuk sayıları arasındaki farkın her yıl biraz daha kapandığını gösteriyor. Birleşik Krallık’ta 2019 yılında yaklaşık 9 milyon olan köpek sayısının bugün 13 milyona yaklaştığı tahmin ediliyor. Aynı dönemde çocuk sayısı ise yaklaşık 15 milyon seviyesinde kalarak artış göstermedi. Bu durum, köpek sahiplenmenin nüfus artış hızından çok daha hızlı ilerlediğini ortaya koyuyor.

Bölgesel dağılımlar da dikkat çekici. Darlington’da köpek sayısının çocuk sayısını 68 bin farkla geçtiği belirtilirken, Shrewsbury’de bu fark 51 bin, Durham’da ise 43 bin olarak kayda geçti. Nüfusa oranla bakıldığında ise Telford, her 20 kişiye düşen 8,2 köpek oranıyla ülke genelinde zirvede yer aldı.

“DINKWAD” YAŞAM TARZI YAYGINLAŞIYOR

Uzmanlar bu yeni yaşam biçimini “Dinkwad” kavramıyla tanımlıyor. Terim, “çift gelirli, çocuksuz ama köpekli aile” anlamına geliyor. Özellikle Z kuşağı ve Milenyum kuşağı arasında bu modelin hızla benimsendiği ifade ediliyor. Yükselen konut fiyatları, artan yaşam maliyetleri, kariyer odaklı yaşam planları ve ekonomik belirsizlikler, çocuk sahibi olma kararını erteleyen ya da tamamen dışlayan faktörler arasında gösteriliyor.

Buna karşın köpek sahiplenmenin daha “yönetilebilir” bir sorumluluk olarak görüldüğü belirtiliyor. Birçok genç çift, köpek sahibi olmayı hem duygusal bağ kurma hem de aile hissini yaşama açısından daha ulaşılabilir buluyor.

SOSYAL MEDYA ETKİSİ GÖZ ARDI EDİLEMİYOR

Royal Veterinary College’dan Dr. Rowena Packer’a göre, bu tercihlerde sosyal medyanın rolü büyük. Köpekler için düzenlenen doğum günü partileri, özel kıyafetler, günlük rutinlerin paylaşılması ve “köpek ebeveynliği” kavramının yaygınlaşması, gençler üzerinde güçlü bir etki yaratıyor. Köpekler, yalnızca bir evcil hayvan değil, adeta aile üyesi olarak konumlandırılıyor.

Dogs Trust verileri de bu tabloyu destekliyor. Yeni köpek sahiplerinin yaklaşık dörtte birinin 25-34 yaş aralığında olduğu belirtilirken, bu gruptaki her üç kişiden ikisinin kendisini köpeğinin “sahibi” değil, “ebeveyni” olarak tanımladığı aktarılıyor.

TERCİHLER DEĞİŞİYOR, CİNSLER ÖNE ÇIKIYOR

Araştırmalar, genç çiftlerin özellikle “bebek yüzlü” olarak tanımlanan, küçük ve basık burunlu köpek ırklarına yöneldiğini gösteriyor. Pug, Bulldog ve Fransız Bulldog gibi cinslerin popülerliğinin artmasının, insanlardaki bakım verme ve koruma içgüdüsünü tetiklediği ifade ediliyor. Uzmanlar, bu tercihin psikolojik açıdan çocuk sahibi olma arzusunun farklı bir biçimde yön değiştirmesiyle ilişkili olabileceğini belirtiyor.

Bu tablo, yalnızca evcil hayvan sahiplenme alışkanlıklarını değil; şehir planlamasından sosyal politikalara kadar birçok alanı etkileyecek yeni bir demografik gerçekliğe işaret ediyor.